forum ipar

eğlence ve bilgi merkezi
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 2010'da yarı final kimseyi kesmez!13 Kasim 2008

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
_MELİKE_
admin
admin
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 5694
Yaş : 23
Nerden : neresi istersen orası,sonuçta mekan burası;)
İş/Hobiler : -Polat ALEMDAR-Necati ŞAŞMAZ-Kurtlar Vadisi
Lakap : Melayke...
Kayıt tarihi : 23/05/08

MesajKonu: 2010'da yarı final kimseyi kesmez!13 Kasim 2008   C.tesi Kas. 15, 2008 5:07 am

Milli Takımlar Sorumlusu Fatih Terim, Sabah Gazetesi Spor Müdürü Emrah Kayalıoğlu'na konuştu.

EURO 2008 öncesi finale kadar rezervasyon yaptığınızı açıklamış, programı anlatmıştınız. Oynanan yarı final, turnuva öncesindeki beklentilerin ötesinde bir nokta mıydı? Neden final olmadı? Şunu, şunları eksik yaptık dediğiniz noktalar var mı


Final olabilirdi. Çok az kaldı diyerek bunu işaret etmiştim. Olmaması için hiçbir neden yoktu. Pek çok eksiğe karşın yarı final maçında daha iyi oynayan, sürekli arayan, oyunu kontrol eden, topu daha iyi kullanan, daha fazla pozisyon üreten taraf bizdik. Bunu maçtan sonra taraflı- tarafsız herkes kabul etti zaten. Bizim finale daha çok yakışacağımızı söylediler. Ama tecrübesizliğimizin kurbanı olduk. Türk Milli Takımı'nın 2002'den 2008'e kadar dünya çapında organizasyonlarda yer almamış olması, işte tam o noktada bence etkili oldu. O üst düzey oyuna yakışmayan anlık hatalarla goller yedik, sahadan yenik ayrıldık. Yine de tüm Türk futbolseverlerin o gün sahadaki evlatlarıyla gurur duyduğunu düşünüyorum. Kendimizi hatırlatmaya gidiyoruz demiştim, Bize final yakışır demiştim. İddialı bir insanım. İddia olmazsa, rekabetin olmayacağına inanıyorum. Ama bu iddiaya ilaveten oyuncularıma, onların kalitesine, geçirdiğimiz olağanüstü hazırlık dönemine güveniyordum. İyi bir takım olduğumuzu vurguluyordum. En önemlisi de Türk insanının inandığı zaman neler yapabildiğini biliyordum. Bu nedenle programımızı, rezervasyonlarımızı son güne kadar turnuvada kalmak üzerine yaptık. Artılarımız, eksilerimizden çok daha fazlaydı. Dediğim gibi, yarı finalde tecrübe olarak rakibimizin gerisinde kaldık. En büyük eksiğimiz, 2006 Dünya Kupası'nda yer alamamış olmaktı bence. İnşallah bir dahaki sefere final de olacak.

'ENDİŞEM YOK'

Büyük turnuvalara katılmanın önemini hep vurguluyorsunuz. 2010'da bulunmak öncelikli hedef, İspanya maçlarına kadar firesiz gitmek de ara hedefti. 4 maçta 12 puanın 8'i alındı. En kötü ikincinin de eleneceği gruplarda, kaybedilen 4 puan nasıl telafi edilecek? Hedefe ulaşılamaması endişesi var mı?

Bu 4 puan her zaman kaybedebileceğim puanlardı. Ama hesapta var mıydı, yoktu. Belçika belki ama, Estonya aklımızda olan bir şey değildi. Fakat oluyor, futbol bu. Gidememe gibi bir endişem yok. Kuralar çekildiğinde herkes grupta İspanya'nın favori olduğunu, bizim ikinci sırada yer alabileceğimizi düşünüyordu. Şu anki puan cetveli de bu tahmini yansıtıyor. Belçika ve Estonya maçlarını kayıpsız geçebilsek çok daha iyi olurdu tabii ama rakiplerimizin de kaptıracağı puanlar olacak. Ayrıca diğer gruplara baktığınızda, ikinci sırada yer alan takımların bizden daha fazla puan kaybı olduğunu görüyorsunuz. Biz Türk futbolunu bir istikrar çizgisine oturtmak istiyoruz. 2002'den 2008'e kadar kaybedilmiş yılları bir daha yaşamadan, her büyük organizasyonda yer almak en büyük amacımız ve ülke adına da en büyük arzumuz. Bu; Türk futbolcusuna hem özgüven, hem de deneyim kazandıracak. Seyirciye bir güven getirecek. Ülke futbolunda devamlılık sağlayacak.

'ÇITAYI BİZ YÜKSELTTİK'


Artık yükselmiş olan çıtayı 2010 için siz nereye koyuyorsunuz?

Çıtayı zaten biz yükselttik. Şimdi bir an için gözlerimizi kapatıp, 2010 yılının Mayıs ayına gidelim. Diyelim ki, elemelerde istediğimiz sonuçları almış ve Dünya Kupası hakkını kazanmışız. İnşallah olacak. 2002 Dünya Kupası'nda üçüncü olmuş, 2008 Avrupa Şampiyonası'nda üçüncü olmuş bir ülkenin, Türkiye'nin milli takımı 2010 Dünya Kupası'na katılırken Türk insanının beklentisi ne olur? Yarı final de kesmez. Zaten oynamıştık derler. Herkes final bekler. Dolayısıyla bu çıtayı biz yükselttik. Brezilya, Arjantin, İngiltere, İtalya, İspanya, Fransa, Meksika alayını geçeceksiniz. Kendi ülkemi biliyorsam, fotoğraf budur. Bunların arasından sıyrılıp üçüncü bile olsanız burun kıvıranlar, Daha önce de üçüncü olmuştuk zaten diye beğenmeyenler olur.

Milli Takım'ın başına geçişinizin ardından ünlü bir Antalya kampı yaşanmıştı. Orada yıldızı parlayanlar arasında bugüne kadar beklentilerinizi karşılayanlar, beklentinizin ötesine geçenler, beklentinizin altında kalanlar kimler? 2010 öncesinde de böyle bir çalışma olacak mı?

14-15 yaşından en yukarıya kadar büyük bir hamleye hazırlanıyoruz. Bu planları da yakında açıklayacağız. Arda, Sabri, Kazım, Mehmet Topal, Mevlut, Emre Güngör, 2008 finallerinde oynadı. Daha önce A Milli'de yoklardı. Nuri Şahin, İbrahim Kaş, Serdar Özkan, Selçuk İnan, Caner, Ceyhun, Çağlar, Batuhan bunlar da 2008 sonrası için... Daha önce çağrılanlar Can Arat, İbrahim Akın, Burak Yılmaz, Yasin... Genç milli olmadan A Milli Takıma'a çağrılan 7 kişi var. Antalya'da yaptığımız işi çok değişik bir konseptle yeniden planlıyoruz. Bu planlama dahilinde içeride ve dışarıda birçok arkadaşımıza görevler vereceğiz. Bu seçmeler, bu kontrollar ortaya yine çok önemli bir nesil veya çok yetenekli futbolcular çıkaracak. 2016'ya kadar hazır futbolcular var. Yeter ki birçoğu takımlarında forma şansı bulsun.

İyi bir liderin, bazen konuşmasına gerek kalmadan, bakışları ve davranışlarıyla bile oyuncuyu motive etmesi gerekir demiştiniz. Oyuncularınızla bu bağı tam olarak kurabiliyor musunuz?

Oyuncuların hepsi evladım. Hiçbir teknik adam oyuncusunu kadro dışı bırakmak istemez. Ama futbol 11 kişiyle oynanıyor. 50 futbolcuyla sahaya çıkmak imkansız. Bu noktada oyuncuyla dürüst, içten bir ilişki kurabilmek önemli. Oyuncu sizin adil olduğunuza, bugün ona veremediğiniz formayı, yarın iyi olduğunda ondan esirgemeyeceğinizi biliyorsa, sorun çıkmaz. Bu nedenle biz EURO 2008'de onca sakata ve cezalıya rağmen yolumuza devam edebildik. Yabancı kısıtlamasından yana olmadığınızı ve Türk futbolcusuna güveninizi daha önce beyan ettiniz. Sadece yabancı olduğu için formayı kapanlar var mı? Varsa, meslektaşlarınız Türk futbolcusuna sizin kadar güvenmiyor mu? Ben bazen gencecik oyunculara A Milli Takım'ın ilk 11'inde şans verdiğim için eleştiriliyorum. Göreve geleli 40 ay oldu. Bu sürede doğum tarihleri 1984 ile 1991 arasında değişen 20 oyuncuyu A Milli Takım'a çağırmışım. Hiçbiri benden önce bu forma için düşünülmemiş 20 genç futbolcu. Yaş ortalamaları 21.9. Türk Mili Takımı'nın, sadece 2010'a ve 2012'ye değil, 2016'ya kadar bile hazır olduğunu söylem e k mümkün.

Sözleşmenizin 2012'ye kadar uzatılması uzun vadeli planlar için elinizi iyice rahatlattı. Yeni dönemde ne gibi projeler hazırlıyorsunuz?

Herkes bizi, beni ve milli takımlarda yardımcılığımı yapan antrenör arkadaşlarımı sadece saha içi sonuçlarıyla ilgiliyiz sanıyor. Oysa Türk futbolunu geleceğe hazırlamak için çok önemli projelerimiz var. Federasyonun kısaca FGM (Futbol Geliştirme Merkezi) olarak bilinen eğitimden sorumlu bir departmanı var. Bu bölüm, Ahmet Güvener'in sorumluluğunda. Biz de milli takımlar bünyesinde Pro-Ge diye bir bölüm kurduk. Bu iki oluşum birbiriyle koordineli çalışacak. Türkiye'de altyapıdan daha iyi ve daha kaliteli futbolcu yetiştirmek için, Türk gencinin fizyolojik açıdan, performans açısından Avrupalı rakiplerinin gerisinde kalmaması için çalışacak. Genç milli takımlarda oyuncuları sürekli izleyerek, çeşitli testlere tabi tutarak her şeyi bilimsel yöntemlerle ölçeceğiz. Bir bilgi bankası kurarak kayıt altına alacağız. Pro-Ge'de yapacaklarımız, Türkiye'de eğitim hamlesinin önünü aydınlatacak. Amacımız, bir temel eğitim programının, futbola ait bir müfredatın ortaya çıkması. Türk futboluyla ilgimiz saha sonuçlarıyla sınırlı değil. Sadece milli takımlarda kazanmayı kaybetmeyi planlayan bir anlayış değil bu. En başta eğitimiyle de ilgiliyiz.

_________________
Söyle hangi rüzgar aldı seni
Söyle hangi yağmur
İçimde bir fırtına koptu sanki
Dön özledim seni
Oğlum sen gidemezsin uzaklara
Gel bırakma gözleri yaşlarla
Anlamadım ben bu ne yalan dünya
Uyan nolursun uyan
Seneler bu ne çabuk geldi geçti
Seni bekliyorken haberin geldi
O an bu şehir de hüzünlendi
Dön özledim seni...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kurtlarvadisi.com
 
2010'da yarı final kimseyi kesmez!13 Kasim 2008
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Konu: Grand Theft Auto 4: Episodes From Liberty City - 2010 - Razor1911 CRACK
» En İyi Portable Software 100 in 1 (2010)
» Sevgiliyi,dostu,arkadaşı,akrabayı sevindiren doğum günü mesajları
» Ciwan Nazike Gula Min 2010 Kurtceforum.org
» 50-51 anahtar görevi bugu......!!!!!!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
forum ipar :: SPOR :: Futbol :: Milli Takım-
Buraya geçin: